Küresel ekonomik dalgalanmalar, artan maliyet baskıları ve hızlanan teknolojik dönüşümle birlikte inşaat ve gayrimenkul sektörü 2026 yılında yeni bir döneme giriyor. Son yıllarda küresel ölçekte inşaat maliyetlerinde yüzde 20’ye varan artışlar yaşanırken, dijital teknolojilerin projelerde verimli kullanımı maliyetlerde yüzde 10, proje sürelerinde de yüzde 20’ye varan iyileşme sağlıyor. Konuyu profesyonel olarak ele alan projelerin başarı oranı yüzde 70’in üzerine çıkarken, sektörün önümüzdeki dönemde daha dengeli bir büyüme sergilemesi bekleniyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, yeni dönemde maliyet yönetimi, akıllı teknolojiler, veri kullanımı ve entegre proje yönetimi yaklaşımının belirleyici olacağını ifade ediyor.
Gayrimenkul ve inşaat sektöründe geçmişte arzın belirleyici olduğu yapı, yerini giderek daha seçici, veriye dayalı ve sürdürülebilir bir modele bırakıyor. Talep tarafındaki dönüşümle birlikte kullanıcı beklentileri de değişiyor; daha fonksiyonel metrekareler, yaşam kalitesini artıran çözümler ve güçlü sosyal donatılar ön plana çıkıyor. Bu doğrultuda projelerde yalnızca fiziksel yapı değil, bütüncül bir yaşam deneyimi öne çıkan temel unsur haline geliyor.
Geleceği okuyabilen projeler öne çıkıyor
Lokasyon kavramı da bu dönüşümle birlikte yeniden tanımlanıyor. Artık proje değerlemelerinde erişilebilirlik, çevresel kalite ve bölgesel gelişim potansiyeli birlikte değerlendiriliyor. Bu değişim, geliştirici ve yatırımcı tarafında da kurumsallaşma ve profesyonelleşme eğilimini hızlandırıyor. Sektördeki bu dönüşümü değerlendiren Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz ise süreci şöyle özetliyor: “Geçmişte arzın yön verdiği bir piyasa varken, bugün talebin niteliği belirleyici hale geldi. Bu durum geliştiricileri daha stratejik hareket etmeye yönlendiriyor. Fizibilitesi güçlü, doğru kurgulanmış ve geleceği okuyabilen projeler öne çıkıyor. Sektör, daha disiplinli, analiz odaklı ve kaliteyi merkeze alan bir yapıya evriliyor.”
Yeni dönemde proje yönetimi anlayışı yeniden tanımlanıyor
Artık proje yönetiminin zaman, maliyet ve kalite üçgeniyle sınırlı olmadığını belirten Hise Global Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Öz, konuyla ilgili açıklamasından risk yönetimi, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve veri odaklı karar alma süreçlerinin yeni dönemin temel yapı taşlarını oluşturduğunu söyledi. Maliyet artışlarının tüm dünyada sektörün en belirleyici gündemlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Öz, Deloitteve McKinsey & Company analizlerine göre son yıllarda inşaat maliyetlerinde yüzde 20’ye varan artışlar yaşandığını belirtiyor.
Malzeme fiyatları, enerji maliyetleri ve iş gücü giderlerindeki yükselişin proje bütçelerini doğrudan etkilediğini ifade eden Öz “Bu tablo geliştiricileri daha disiplinli ve verimli proje yönetimi modellerine yönlendiriyor. Erken aşama planlama, maliyet optimizasyonu ve alternatif tedarik stratejileri kritik hale geliyor. Modüler inşaat ve prefabrikasyon yöntemleri de bu süreçte maliyet baskısını dengeleyen önemli araçlar arasında öne çıkıyor” diyor.
Proje yönetimi, inşaat yatırımlarının başarısını doğrudan etkileyen stratejik bir disiplin haline geldi
Dijitalleşmenin sektördeki etkisinin giderek derinleştiğini ifade eden Ebru Öz, şu ifadelere yer veriyor: “Akıllı yapı teknolojileri artık projelerin temel bir parçası haline geldi. World Economic Forum verilerine göre dijital teknolojilerin etkin kullanımı proje maliyetlerinde yüzde 10’a kadar tasarruf, proje sürelerinde ise yüzde 20’ye varan iyileşme sağlıyor. Akıllı bina sistemleri, IoT tabanlı çözümler ve veri analitiği sayesinde projeler daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı hale geldi. Bu sistemler enerji verimliliği sağlamanın ötesinde operasyonel süreçleri optimize ediyor ve yatırımın geri dönüş süresini kısaltıyor. Proje yönetiminde ise uluslararası standartlar daha belirleyici hale geliyor. Project Management Institute tarafından yayımlanan küresel raporlar, başarılı projelerin yüzde 70’ten fazlasının güçlü proje yönetimi süreçlerine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Proje yönetimi bir operasyondan ziyade, yatırımın başarısını doğrudan etkileyen stratejik bir disiplin haline geldi. Önümüzdeki dönemde entegre proje teslim modelleri, veri odaklı karar alma süreçleri, risk ve senaryo yönetimi ile sürdürülebilirlik ve ESG entegrasyonunu daha da fazla konuşmaya başlayacağız.”
