Sürdürülebilirlik alanında stratejik danışmanlık hizmetleri sunan Metsims’in Kurucusu ve CEO’su Dr. Hüdai Kara, karbon dengeleme uygulamalarının tek başına iklim krizine çözüm sunmadığının ve yeşil aklama (greenwashing) riski taşıdığının altını çizdi. Şirketlerin öncelikle kendi operasyonlarını dönüştürerek doğrudan emisyon azaltımına odaklanması gerektiğini vurguladı.
Karbon dengeleme, birçok şirket için kısa vadede emisyonları dengeleyen pratik bir araç olarak görülse de bu yaklaşım doğrudan emisyon azaltımıyla desteklenmediğinde ciddi riskler barındırıyor. Şirketlerin iklim hedeflerinde kalıcı ve güvenilir etki yaratabilmesi için emisyon azaltımını merkeze alan bütüncül bir yaklaşım benimsemesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu tür yapısal dönüşümlerin yalnızca karbon ayak izini azaltmakla kalmayıp uzun vadeli maliyet avantajı ve operasyonel dayanıklılık sağladığının da altını çizen Metsims CEO’su Dr. Hüdai Kara, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Günümüzde enerji verimliliği, süreç optimizasyonu, düşük karbonlu ham madde kullanımı ve yenilenebilir enerji yatırımları şirketler için öncelikli adımlar arasında yer alıyor. Karbon dengeleme ise bu sürecin yerine geçen bir çözüm değil; yalnızca kalan emisyonlar için, üçüncü taraflarca doğrulanmış ve şeffaf mekanizmalarla ele alınabilecek tamamlayıcı bir araç olarak öne çıkıyor. Bu kriterleri karşılamayan uygulamalar şirketler açısından itibar ve güven riski yaratabiliyor.”
Öte yandan Bilim Temelli Hedefler İnisiyatifi (SBTi) gibi ulusal çerçevelerin, şirketlerin emisyon azaltımını esas alan bir yol haritası oluşturulmasını teşvik ettiğine de dikkat çeken Kara, bu yaklaşımın şirketler için rehber niteliğinde olduğunu ve karbon dengelemenin kısa vadeli bilim temelli hedeflerin yerine geçemeyeceğini belirtti. Ayrıca karbon dengelemenin yalnızca doğrulanmış ve şeffaf kriterlerle kalan emisyonlar için tamamlayıcı bir araç olarak kullanılabileceğinin de altını çizdi.

