Gayrimenkulde yeni dönem: Konutun ötesinde kültürel aidiyet

Gayrimenkul projelerinde yaşam alanlarının niteliği kadar, sakinlerine sunduğu sosyal ve kültürel imkanlar da önem kazanıyor. GPPS Platformu Kurucu Başkanı Bilge Özdemir, geleceğin konut ve yaşam projelerinde sanatın daha fazla öne çıkacağını belirterek, “kültürel aidiyet” kavramının gayrimenkul sektöründe yeni bir başlık haline geleceğini söyledi.

Özdemir, ailelerin ev satın alırken yalnızca konutun özelliklerine değil, çocuklarının büyüyeceği çevreye de bakması gerektiğine dikkat çekti. Spor alanları, yeşil alanlar, sosyal imkanlar ve sanat faaliyetlerinin bir yaşam projesinin değerini belirleyen unsurlar arasında daha fazla yer alacağını ifade etti.

Sanat yaşam alanlarına taşınıyor

Gayrimenkul projelerinde bugüne kadar spor, sosyal alan, eğlence ve dinlenme imkanlarının öne çıktığını belirten Özdemir, yeni dönemde sanatın da projelerin önemli bileşenlerinden biri olacağını söyledi.

Özdemir, mimarinin yalnızca yapı üretmekten ibaret olmadığını, sanatla birlikte ele alındığında insanların yaşadıkları mekanla daha güçlü bir bağ kurabileceğini ifade etti.

Bu anlayışın örneklerinden biri olarak Acarkent’i gösteren Özdemir, proje içerisinde yer alan açık hava galerileri ve sanat çalışmalarının ortak kullanım alanlarını kültürel etkileşim noktalarına dönüştürdüğünü belirtti.

Acarkent’te açık hava galerileri

Acarlar Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Üyesi Funda Acar’ın çalışmalarıyla Acarkent’te sanatın gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmesine yönelik uygulamalar hayata geçiriliyor.

Yaklaşık 65 bin metrekarelik park ve yeşil alanın bulunduğu Acarkent’te yürüyüş yolları, parklar ve ortak kullanım alanları sanat eserleriyle buluşuyor. Heykel ve farklı sanat çalışmalarının açık alanlarda sergilenmesiyle proje, açık hava galerisi niteliği kazanıyor.

Funda Acar’ın kurucusu olduğu Futy Art Gallery de çağdaş sanat sergilerinin yanı sıra farklı disiplinlerden etkinlik ve kültürel programlara ev sahipliği yapıyor.

“İnsan kendini ait hissettiği yerde kökleniyor”

Bilge Özdemir’e göre kültürel aidiyet, insanların yaşadıkları çevreyle bağ kurmasını sağlayan önemli unsurlardan biri.

Sanatın gündelik hayatın içine dahil edilmesiyle birlikte konut projelerinin yalnızca barınma alanı olmaktan çıkarak sosyal ve kültürel yaşamın merkezlerinden biri haline gelebileceğini belirten Özdemir, geleceğin projelerinde bu yaklaşımın daha fazla karşılık bulacağını ifade etti.

Özdemir, çocukların yaşayacağı yeri seçerken spor ve sanata erişimin de dikkate alınmasının, onların fiziksel, sosyal ve zihinsel gelişimleri açısından önemli olduğunu vurguladı.

ETİKETLENEN:
Bu Makaleyi Paylaş